1 Kasım 2017 Tarihli Basın Açıklaması
"DİLİMİZ KİMLİĞİMİZDİR"
"İlk belgelerinden itibaren yaklaşık 1200 yıllık yazı dili geleneği olan Türkçe, zaman içerisinde birçok dille ilişki içerisinde olmuştur. Ancak Türkçesi varken yabancı bir kelimeyi tercih etmek dil mantığıyla uyuşmamaktadır. Devletler dilleriyle büyürler. Diliniz var ise varsınız, dilinizi kaybederseniz yok olmaya mahkum olursunuz. Dilimiz kimliğimizdir. Son yıllarda dil kirliliği mağaza adlarında ve tabelalarda kendini belirgin bir şekilde göstermeye başladı. Mağazalarda kullanılan tabela adlarında dilimizle oynayarak dikkat çekip alışveriş yapmayı düşünen işletme sahipleri, ellerini dilimizin üzerinden çekmeli ve daha fazla dikkat çekecek başka uygulamalar peşinden koşmalıdırlar"
"YAPTIRIM UYGULANMALI"
"2010 yılında yayımlanan T.C. Sakarya Büyükşehir Belediyesi 'Reklam, İlan ve Tanıtım Yönetmeliğinin 22. Maddesinin 17. Fıkrasında' tanıtım ve reklam uygulamalarında markalar dışında, yabancı dilde reklam ve tanıtım uygulaması konamaz hükmü bulunmasına rağmen uygulama noktasında herhangi bir yaptırım bulunmamaktadır. Türkçenin geleceği için yabancı tabelalarla ilgili çeşitli yaptırımlar uygulanmalı gerekirse iş yeri açma ruhsatı verilmemelidir. Günümüzde bazı belediyeler bu uygulamayı yapmaktadır. Şehrimizde bulunan tabelaların büyük bir kısmında dil kirliliği mevcuttur. Herhangi bir caddeye girip sağımıza solumuza bakarak on metre yürüdüğümüzde konunun vahameti ortaya çıkacaktır"
"TÜRKÇE DİLİM DİLİM DOĞRANMAKTADIR"
"Cumhurbaşkanlığının himayelerinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Türk Dil Kurumunun öncülüğünde 2017 yılı 'Türk Dili Yılı' olarak ilan edilmiştir. Bu durum, 2018'e sayılı günler kala en azından tabela adlarının türkçeleştirilmesi için fırsata çevrilmelidir. Türk Standartları Enstitüsü'nün (TSE), hazırladığı tabela standardı taslağına göre, levhalarda 2 dil kullanılabilecek ancak yabancı dildeki kelimeler, Türkçe kelimeden en az yüzde 25 daha küçük puntoyla yazılacak denilmişti. Bu durum da ileride uygulaması saptırılacak tehlikeler içermektedir. Türkçe konuşurken araya yabancı kelimeler serpiştirmek de hastalık derecesine ulaştı. Artık konutlar 'lansman' fiyatlarıyla satılmaya, programlar 'moderatörler' tarafından yönetilmeye başlandı. Sanal dünyadaki dil kirliliği ise içler acısı bir durumda olup, adeta Türkçe dilim dilim doğranmaktadır. Bu dil kirliliğine sessiz kalınmamalı evde, okulda, çarşıda, kurumlarda kısaca her yerde Türkçe kelime kullanma teşvik edilmelidir. Atatürk'ün 'Türk Milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel ve en zengin ve en kolay olabilecek dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve yükseltmek için çalışır' veciz ifadesindeki bilinç, ilkokullardan başlanarak toplumun her kademesine yeniden kazandırılmalı ve Türk'ün vatanında Türkçe nefes alınıp verilmelidir. Sonuç olarak Türk'üz, Türkçe söylemeliyiz. Ekmeğimizi Türkçe istemeliyiz, suyumuzu Türkçe içmeliyiz. Türkçe varsa Türk milleti vardır"
Saygılarımızla.
Yönetim Kurulu Başkanı
Doç.Dr. İlhan UÇAR